Ilanlarinizi burada yayinlayiniz

Ilanlarinizi buraya tiklayarak yayinlayabilirsiniz .

Un nouveau site à découvrir 

Commentaires (11)

1. murat.yazar le 24/06/2005 à 21:57

Envoyer un e-mail à murat.yazar
meryem oğlu isanın selamı üzerinizde olsun esenlik olsun tanrının güclü eli üzerinizde olsun

2. faruk el furkan le 17/10/2005 à 11:20

Envoyer un e-mail à faruk el furkan
mehdi 2004 eylül 24 cuma 24 te hamd ile kıyam etmiştir. hamd ile kıyam etme sırası alevilerdedir.aleviler kıyam etmedimi mehdi zuhur etmez.mehdi zuhur etmedimi deccal çıkmaz. deccal çıkmadımı isa mesih nazil olmaz.

3. faruk el furkan le 17/10/2005 à 11:20

Envoyer un e-mail à faruk el furkan
mehdi 2004 eylül 24 cuma 24 te hamd ile kıyam etmiştir. hamd ile kıyam etme sırası alevilerdedir.aleviler kıyam etmedimi mehdi zuhur etmez.mehdi zuhur etmedimi deccal çıkmaz. deccal çıkmadımı isa mesih nazil olmaz.

4. faruk el furkan le 09/02/2006 à 14:05

Envoyer un e-mail à faruk el furkan
Hz. Hüseyin:
“Nedir bu yerin ismi? ” diye sordu.
“Kerbelâ! ” dediler.


Hz.Hüseyin:
“Üzüntülü, tasalı, mihnetli ve belâlı yer! Babam Sıffîn’e giderken, buraya uğramıştı. Ben de yanında idim. Durdu ve buranın neresi olduğunu sordu. İsmi kendisine haber verilince:
“Onların hayvanlarından aşağıya indirilecekleri yer, işte burasıdır! ” demişti.


Bunun ne demek olduğu kendisinden sorulunca da:
“Muhammed’in Ehl-i Beytinin yükleri, ağırlıkları işte burada indirilecek! ” demişti. dedi.


Hz.Hüseyin, Kerbelâ’da ağırlıkların indirilmesini emretti ve indirildi.


*********
Enes b.Mâlik’ten rivayete göre; Yağmur Meleği (veya Cebrâil a.s.) Rabbinden izin alarak Peygamber (a.s.m.) ’ın yanına gelir.


Peygamber (a.s.m.) :


“Ey Ümmü Seleme! Kapıyı üzerimize kapa, yanımıza kimseyi bırakma! ” buyurur.


O sırada Hz.Hüseyin koşarak kapıya gelir. Hz.Ümmü Seleme onu içeri bırakmaz. Fakat, Hz.Hüseyin kapıyı zorlayıp içeri dalar. Kendisini Peygamberimizin kucağına atar.


Peygamberimiz onu boynuna, omuzuna alır; öper, sever.


Melek, Peygamberimize:


“Onu çok mu seversin? ” diye sorar.


Peygamberimiz (SAV) :


“Evet” buyurur. Melek:


“İyi ama ümmetin onu öldürecektir” der.


Peygamberimiz (SAV) :


“Demek onu öldürecek olanlar, mü’minler ha? ! ” buyurur.


Melek:


“Evet! İstersen, onun öldürüleceği yeri de sana göstereyim? ” der.


Peygamberimiz “Olur! ” deyince, melek, getirdiği bir avuç ıslak, kızıl toprağı Peygamberimize gösterir.


Hz.Ümmü Seleme de onu alıp elbisesinin eteğine koyar.


Peygamberimiz Hz. Ümmü Seleme’ye toprağı verirken: “Bu toprak kan haline gelince Hüseyin şehid edilir” buyurur.


Hz.Ümmü Seleme, onu sırça bir çanak içinde yanında saklar.


Hz.Hüseyin’in şehid edildiği gün, toprağın kan haline geldiğini görür.


*********
Hz.Hüseyin ashabına hitabediyor:


“Başımıza gelen işi görüyor ve biliyorsunuz.


Dünya değişmiş, sevimsizleşmiş, bizden yüz çevirmiştir.


Dünya bitmiş, gitmiş; ondan kap içinde kalan artık gibi artıklardan başka bir şey kalmamıştır.


Hayat otlakta otlamak gibi, değersizleşmiştir.


Görmüyor musunuz: Hak işlemez, batıl ise son derece rağbet edilir, üzerine düşülür olmuştur!


Mü’min olan Allah’a kavuşmaya rağbet eder.


Bence şehidlikten başka ölüm, değersizdir. Ben ancak şehidliği saadet görüyorum.


Zalimlerle birlikte yaşamayı ise suçlanmaktan başka bir şey görmüyorum! ”


*********
Hz.Hüseyin uyanınca “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi raciûn. Vel hamdu lillahi Rabbi’l-âlemîn! ” dedi.


Ali b. Hüseyin:


“Babacığım! Sana kurban olayım! Sen ne için böyle Allah’a rücu’ etmek dileğinde bulundun ve O’na hamdettin? ” diye sordu.


Hz. Hüseyin:


“Oğulcuğum! Başıma bir ağırlık geldi, uyukladım. At üzerinde bir süvari ansızın önüme çıkıp: “Şu cemaat gidiyor. Ölümler de kendilerine doğru geliyor! ” dedi. Anladım ki; o cemaat biziz. Ölüm haberi de bize veriliyor” dedi.


Ali b. Hüseyin:


“Babacığım! Allah sana kötü bir şey göstermez. Biz hak ve gerçek yolda değil miyiz? ”dedi.


Hz.Hüseyin:


“Evet! Bütün kulların dönüp gidecek oldukları Allah’a yemin ederim ki; biz hak ve gerçek yoldayız! ” dedi.


Ali b. Hüseyin:


“Babacığım! O halde, biz ölüp, kaybolup gitmemize hiç üzülmeyiz! ” dedi.


*********
Tarih: Hicretin altmışbirinci yılı, Muharrem’in onuncu günü. Günlerden Cuma. Vakit: Öğleden sonra. Yer: Kerbelâ!


Ehl-i Beyt gençleri bir bir şehid oldular.


Hz.Hüseyin uzun müddet hareketsiz kaldı. O sırada, Kûfe leşkeri onu öldürmek isteselerdi, öldürürlerdi. Fakat, birbirlerinden çekinmekte ve herkes onun kanına kendisinden başkasının girmesini istemekte ve beklemekte idi.


Şimr b. Zilcevşen, Kûfe leşkerine:


“Yazıklar olsun sizlere! Hay anaları ağlayasıcalar! Daha ne bakıp duruyorsunuz adama? Öldürün onu! ” diyerek seslendi. Bunun üzerine her taraftan Hz. Hüseyin’e saldırdılar. Hz.Hüseyin’in sol avucuna bir kılıç darbesi indirildi. Bunu vuran Zü’ra b. Şerikü’t-Temimi idi. Zü’ra, bir darbe de onun omuzuna vurdu. Hz.Hüseyin de, onu omuzundan kılıçla vurup yere düşürdü. Hz.Hüseyin yüzünün üzerine düşüp kalkıyordu. O sırada Sinan b. Enes b. Amrü’n-Nehâi, arkasından gelerek, mızrağını Hz.Hüseyin’in köprücük kemiğinden saplayıp göğsünden çıkarınca, Hz.Hüseyin yüzünün üzerinde yere düştü!


Hz.Hüseyin şehid edildiği zaman mübarek cesedinde otuzüç mızrak yarası, otuzdört kılıç yarası bulunuyordu.


Hz.Hüseyin şehid edildiği zaman elli yedi yaşındaydı.


Mübarek şehidin başını kestiler, mübarek cesedini atlarla çiğnediler.


Medine kan ağlıyordu. Ümmü Seleme validemiz: “Eyvah Hüseyin’im! Eyvah Resûlullah’ın oğlu! ” diyerek feryad etti.


İbn-i Sîrîn: “Kadınlar, Yahya (a.s.) ’dan sonra, Hz.Hüseyin’e ağladıkları kadar hiç kimseye ağlamamıştır! ”der.


*********
Katillerin ele başları: Yezid b. Muaviye, İbn Ziyad, Ömer b. Sa’d idi.


Verilen sağlam haberlere göre; Kerbelâ cinayetine katılanlaradan, hemen hemen hastalığa uğramayan kimse kalmamış, çokları da delirmişti.


İbn Ziyad: İbrahim b. Eşter ve askerleri tarafından öldürüldü.


Yezid: İçkiye çok düşkündü; oruç tutsa, onu içkiyle açardı. Huvvarin nahiyesinde sarhoş olarak avlandığı sırada yaban eşeğinin üzerinden maymunun üzerine binmiş, yaban eşeği tepilip koşturulunca düşmüş, boynu kırılmış, karnı yarılmış ve ölmüştür. (09.02.2006 13:18)

5. faruk el furkan le 05/03/2006 à 11:05

Envoyer un e-mail à faruk el furkan
Düşmanımızın bayrağını bile yerden kaldırmış bir milletiz
Almanya'da Berlin'de kurulmuş Topi adlı bir kağıt firmasının Türk bayrağını diğer bazı devletlerin bayraklarıyla birlikte tuvalet kağıtları üzerine bastığını üzüntüyle saptamış bulunuyoruz.
DÜŞMANLIĞIN BİLE BİR ASALETİ OLUR
Düşmanlığın da bir asaleti, bir nezaketi olur.
Biz, yendiğimiz emperyalist devletlerin ve üzerimize sürdükleri aletlerinin bayraklarını dahi düştükleri yerden kaldırmış bir milletiz.
Bayrağımızın ve başka milletlerin bayraklarının tuvalet kağıdı üzerine resmedilmesini bir zavallılık, bir düşkünlük olarak görüyoruz. Küreselleşme kültürü ve anarşizm, o kadar çürümüştür ki, en sonunda tuvaletin içine düşmüş bulunmaktadır ve mücadelesini bulunduğu yerden yürütmektedir. Ancak burada bütün insanlık ve özellikle milletimiz için çok önemli uyarılar vardır.
ALMAN KÜLTÜRÜYLE İLGİLERİ KURULAMAZ
Goethe, Bismarck ve Marx'lar Türk alicenaplığını, Türk nezaketini ve zerafetini değerlendirmiş hakikatsever Almanlardı. Bugün tuvalet kağıtları üzerine bayrak yapanların Alman tarihiyle, Alman kültürüyle ve Alman milletiyle ilgisi kurulamaz. Bu girişim, küreselleşmenin ne gibi zavallılıklara yol açtığını sergilemektedir.
HEDEF MİLLİ DEVLET
Küresel çürüme, milli devletleri hedef almaktadır. ABD'nin efendisi olduğu bir dünya hayali güdenler, özellikle gençliği anarşizmin batağına itmektedirler. Bayrak düşmanlığı, millet düşmalığının, milli devlet düşmanlığının görüntülerinden biridir.
MİLLİYETÇİLİK EN BÜYÜK KÜFÜR OLDU
Bu bayağı girişim, bizleri uyarmalıdır. Bugün milliyetçilik, Batılı emperyalist ülkelerde en büyük küfür olarak kullanılıyor. Dün Komünizme küfredenler, bugün millete, milli devlete ve milliciliğe küfrediyorlar. Bu psikolojik savaşın etkileri, ne yazık ki bizim yurttaşlarımıza kadar uzanmaktadır. O kadar ki, Berlin'de yaptığımız salon toplantısında, Berlin ADD Başkanı Ali Uras, 'Berlin yürüyüşünde Türk bayrağı taşımayalım, sonra Milliyetçilikle suçlanırız" diyebilmiştir (Bkz. Milliyet, Avrupa basımı, 22 Şubat 2006). Türk bayrağını taşımaktan adeta utanır hale gelenler, Türkiye'yi savunmayı neredeyse suç gibi görenler, uyanmalıdır.
UYGARLIK VE DEVRİMLERİN BAYRAĞI
Ayyıldızlı al bayrağımız, binlerce yıllık başı dik imparatorluklar tarihinin ve son iki yüzyılın devrimler tarihinin bayrağıdır. Bu açıdan Türk bayrağı büyük bir milletin bayrağı olmanın ötesinde insanlığın evrensel değerlerindendir.
Türk bayrağının tarihi, uygarlığın tarihi kadar derinlerdedir. Ayyıldız, eski Mezopotamya uygarlıklarında, Sumerler zamanında doğmuştu ve 7. yüzyıla ait Göktürk paraları üzerinde de bulunmaktadır.
Türk bayrağı, büyük devlet kültürünün, büyük imparatorluklarla büyük uygarlıklar örgütlemenin bayrağıdır.
Türk bayrağı, ezilen milletlerin ilk kurtuluş savaşını verenlerin bayrağıdır.
Türk bayrağı, son iki yüzyıla dört devrim sığdırmış bir milletin bayrağıdır. Türk bayrağı devrim bayrağıdır.
KIŞKIRTMALAR DEVAM EDİYOR
Bu adi hareketin, Hz. Muhammed'e saygısızlık ve Talat Paşa Harekatı'na karşı psikolojik savaşın arkasından gelmesi, düşündürücüdür. Kışkırtmalar, ABD'nin Haçlı Seferi doğrultusunda devam ettirilmektedir.
TÜRK BAYRAĞI ALTINDA VAKAR VE DİSİPLİN VARDIR
Biz onlara vereceğimiz cevabı biliyoruz.
Türk bayrağı altında kışkırtma olmaz, anarşi olmaz, başıbozukluk olmaz.
Türk bayrağı altında milli devlet savunulur.
Türk bayrağı altında insanlık, kardeşlik ve barış vardır.
Türk bayrağı altında büyük bir milletin nasıl vakar, gurur ve disiplinle yürüyeceğini 18 Mart günü Berlin'de herkes görecektir.
dperincek@ip.org.tr
www.doguperincek.gen.tr



DOĞU PERİNÇEK:Aydınlık dergisi 4 mart 2006 cumartesi.


"Mehdi'nin çıkış alametlerinden bir tanesi de batıda,başlarında Kinde kabilesinden ayağı sakat bir adamın bulunduğu Bayraklıların çıkmasıdır."

Kaynak hadis:Suyuti,Kitabu'l-Arfi'l-Verdi fi Ahbari'l-Mehdi;Carullah,no:1494,s.99.Bl.7Hadis no:13


6. faruk el furkan le 29/03/2006 à 12:28

Envoyer un e-mail à faruk el furkan
EN GÜZEL KİMLİK MÜSLÜMANLIKTIR.
EN GÜZEL BENLİK İSE AKLI VE İMANI BÜTÜN TAKVA SAHİBİ HANİF BİR MÜSLÜMAN OLMAKTIR.
NAÇİZANE BENDENİZ AKLI VE İMANI BÜTÜN TAKVA SAHİBİ HANİF BİR MÜSLÜMAN OLMAYI AMAÇLAMIŞ CAHİL VE ZALİM NEFSİNDEN VE ONUN BAŞINDA ÜŞÜŞÜP DÜRTÜKLEYEN ŞEYTANDAN VE HER İKİSİNİN BİRLİK OLUP BENLİK VE ZAN KAZANDIRMASINDAN ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAHA SIĞINMIŞ ACİZ VE ÇARESİZ RABBİNE MUHTAÇ BİR KULUM ELHAMDÜLİLLAH.

21.YÜZYIL'DA 21.MAKAM / MANAYI MARİFET / SIRRI HAKİKAT.

1-Allah kulunu ilimle yaratmış ve yeryüzüne göndermiştir.Ve istemiştir ki,kuluda kendisine ilimle geri dönsün.

2-İnsanların ilmini ve faziletini bilmeyenler,Allah'ın ilmini ve rahmet'ini hiç bilemezler.

3-Müslümanların arasında öyle insanlar vardır ki,kimisi helal lokma kazanır ve onu besmelesiz yer ! kimiside haram lokma kazanır ve onu besmeleyle yer.

4-Kalb tarlasına iman tohumları ekilmemişse,şeytan hemen güman tohumlarını ekmeye başlar ve sen ekilen gümanı biçersin.

5-Kıyametin ne zaman kopacağını bizler asla ve katta bilemeyiz.Onun saat-i Rabbimizin katında gizlidir.Ancak bizlerin fark ettiği odur ki,her geçen an ve zaman'ın bizi o güne yaklaştırıyor olmasıdır.

6-Gözünüzü ve kulağınızı saat'e veriniz.Zaman sessiz ve amansız akıp gitmekte ! ta ki kıyamet kopmuş ola ki,tam biline ve kıyam edile.

7-Herkez dostuyla beraberken mutludur ! hak aşığı hak ile,hak düşmanı iblis ile.

8-Nefsini yenen kişi bütün nefisleri yendi sayılır.Nefsine ram olan kişi ise bütün nefislere ram-ı ram olmuştur.

9-Şeytan hatırlanması gerekeni var gücüyle unutturur.Nefis'de hatırlanması istenmeyen şeyi var gücüyle hatıra getirir.

10-İmanınız bir işe yaramıyorsa aklınızı işletin.O akıl ki,hakla batılın ayrılması konusunda sizi hakka ve hakiki iman'a götürür.

11-Şeytan'ın başınızda üşüşüp dürtüklemesinden Rahman'a sığının.Çünki şeytan cahil ve zalim nefsinize benlik ve zan yükler.

12-Manevi olarak yücelmek isteyen önce aşağıların aşağısına inmelidir.Zira yücelik basamakları aşağıların aşağısında başlar.

13-Her kim aklı tekeline alıp iman'ı terk ederse yarım insandır.Her kim iman'ı tekeline alıp aklı terk ederse oda yarım insandır.Ve her kim ki,aklı ve iman'ı bütün kabul edipte birliğe varır ise işte o kişi insan-ı kamil sıfatına ermiştir.

14-Nasıl bir insan olduğunuzu anlamak isterseniz,sabah güneşinin odanızı aydınlatıp sizi uyandırdığında ilk düşüncelerinizin ne olduğuna bakınız ve görünüz.

15-Nefis'le şeytan bir olup ruh'u karanlık ve derin bir kuyuya hapsetmişlerdir.Ne zaman ki,ruh aciz ve çaresiz bir şekilde Rabbinden yardım dilerse o zaman Allah akıl ve iman kanatlarıyla ruh'u karanlık ve derin kuyunun içinden kurtarıp özgürlüğüne kavuşturur.

16-Evvelce hakkı arıyorduk onun için okuyorduk ! şimdi hakkı bulduk,sırrı hakikat hikmetlerini tasdik etmek için okuyoruz.

Hak Muhammed Ali'nin sırrı hakikati Mehdi'de tecelli buyura ! Gerçeğe hu Alla hu ekber.




7. Sahibüzzaman le 08/04/2006 à 20:25

Envoyer un e-mail à Sahibüzzaman
NEFSİN SIRRI HAKİKAT ALAMETLERİ:

1-Nefsin'i bilen astını üstünüde bilir.

2-Nefsin hoşuna giden şey,ruh'un azabı'dır.

3-Nefsin ilah'ı iblis,ruh'un ilah'ı ise, Rahman'dır.

4-Nefis şeytan'a ruh ise, Rahman'a itaatkardır.

5-Nefisler konuşur,nefisler dinler,canlar söyler nefisler neyler.

6-Nefisinizle değil, ruhunuzla dua ve iman ederek Rabbinize yakarın.

7-Rabbinizle barışın ve mutlu olun.Allah'la savaşan nefis barışan ruh'tur.

8-Cahil ve zalim nefsini bilmeyen,ilim ve rahmet sahibi Rabbini hiç bilemez.

9-Nefsinize olan cömertliğinizi cimriliğe,ruhunuza olan cimriliğinizi cömertliğe çeviriniz.

10-Nefsinizi yüceltmeyin,ruhunuzu alçaltırsınız.Nefsinizi aşağılayınız ki,ruhunuz yücelsin.

11-Nefsinizi ruhunuza,ruhunuzu Rahman'a teslim ediniz.Nefsinizi ruhunuza biat ettiriniz.

12-Nefsini şeytan'dan çirkin,şeytan'ı'da nefsinden sevimli bulmayan nefsini bilmiş sayılmaz.

13-Nefs-i kamil olan cinlerden,ruh-u kamil olan canlardan'dır.Nefisler mat olsun,canlar şad olsun.

14-Nefsini yenen kişi bütün nefisleri yendi sayılır.Nefsine ram olan kişi ise,bütün nefislere ram-ı ram olmuştur.

15-Cahilliğin ve zalimliğin herhangi bir mektebi ve müfredatı yoktur.Tek kaynağı vardır oda cahil ve zalim olan nefistir.

16-Allah nefis ve onun değer verdikleriyle cennetini mukayese eder.Ve ben nefsinizi ve nefsinizin değer verdiği malınızı alır karşılığında cennetimi veririm der.

17-Allah'ı seven ve yücelten ruh'tur,hor ve hakir gören ise cahil ve zalim nefsinizdir.Allah'ı hor ve hakir gören cahil ve zalim nefsinizden alemlerin Rabbi olan Allah'a sığınınız.

18-Kalb tapınağınızı tekbirlerle ve tavhidlerle inletiniz,zira nefis fısıltılarıyla,şeytan vesveseleriyle orayı kendilerine tapınak yaparlar.Ve siz onların hem tapınağı hem de kürsüsü olursunuz.Allahuekber.Allahuekber.La ilahe illallah.La ilahe illallah.Subhanallah.Subhanallah.Elhamdülillah.Elhamdülillah.

19-Bütün savaş ruh merkezli cereyan eder.Nefis ile şeytan birlik olup ruhu teslim almaya çalışırken,akıl ve iman'da ruhu bu esaretten kurtarmaya çalışır.Akıl şeytan ile,iman nefisle savaşır.Ruh yalnızca esareti veya kurtuluşu bekler.


Hak Muhammed Ali'nin sırrı hakikati Mehdi'de tecelli buyura.Gerçeğe hu Alla hu ekber.

8. faruk el furkan le 26/09/2006 à 10:31

Envoyer un e-mail à faruk el furkan
Kimden: faruk el furkan (Bay, 33)
Kime: Grup: Faruk el Furkan
Tarih: 26.9.2006 11:09 (GMT +2:00)


Konu: Ve nihayet fikraya ilk eleştiri geldi...


Kimden: Mehmet Ali Demirbaş [mehmetali.demirbas@tg.com.tr]
Gönderilme Tarihi: 24 Eylül 2006 Pazar 12Smiley18
Kime: 'eren eren' [yezit-bin-maviye_@hotmail.com]
Konu: Re: fikra :)

| | | Gelen Kutusu


çok rica ediyorum lütfen bize böyle din ile alay eden fıkralar göndermeyin. anlamadan kur'an okumak dinimizin emridir bununla alay edilmez. Bir de İngilizce kur'an diye bir şey olmaz. Bunlar itikat meselesidir. Lütfen mailimi iptal edin etmezseniz sizi engelliler arasına alacağım. arz ve rica ediyorum.
- Original Message -
From: eren eren
To: yilmaz.oztuna@tg.com.tr; tturenc@hurriyet.com.tr; sinan.aygun@tg.com.tr; seckin.baskan@tg.com.tr; osman.unlu@tg.com.tr; oeksi@hurriyet.com.tr; neferullah_@hotmail.com; necati.ozfatura@tg.com.tr; murii01@hotmail.com; murat.basaran@tg.com.tr; mehmet.oruc@tg.com.tr; mehmetali.demirbas@tg.com.tr; mabirand@e-kolay.net; karate_ka45@hotmail.com; ismail.kapan@tg.com.tr; enver.seyidoglu@tg.com.tr; enginbektas@hotmail.com; eminsert@hotmail.com; ecolasan@hurriyet.com.tr; bcoskun@hurriyet.com.tr; ali-mehdi_@hotmail.com; ahmethakan@hurriyet.com.tr; abdullatif.uyan@tg.com.tr
Sent: Sunday, September 24, 2006 3:02 PM
Subject: fikra :)


FIKRA :)

TEMEL İLE DURSUN

temel bir gün arapça kur'an okuyordu.ordan geçmekte olan dursun'da temelin
arapça kur'an okuduğunu görünce takılmadan edemedi.'ula temel haçan sen ne
anlayisunde arapça kur'an okiyayisun.' dedi.temel'de başını kaldırıp şöyle
dedi' haçan pen ne eteyum tursin anamten papamten poyle işittum poyle
kördum.' dursun bu cevabı alınca temelin aklını başına getirmek için bir
plan yaptı.ve alelacele bir kitapçıdan ingilizce kur'an kapıp geldi.baktı
temel orda oturuyor çaktırmadan karşısına geçip başladı ingilizce kur'an'ı
okumaya? bir iki ayet derken temel işitip yanına geldi ve dursuna sordu;
'ula tursin haçan sen ne okiyayisun oyle pakayum' dedi.dursunda başını
kaldırıp; 'haçan pen inciluzce kur'an okiyayirum' dedi.temel dayanamayıp
sordu; 'haçan sen incilizmisunde inciluzce okiyayisun oyle.' dedi.dursun
tamda düşündüğü sorunun sorulduğunu işitince; ' haçan sen arapmisunki arapça
okiyayisunde,kelmiş pana puni sorayisun'temel aldığı cevap karşısında bir
şey söyleyemeyince şöyle dedi; 'haçan keşkem anam papam arap olsaidude pen o
saman bu arapça kur'an'in ne tetuğuni anlasaidum' dedi.

fikra :) Faruk el Furkan... (24.09.2006 14:25)


Bu mesajımı sil


Not:Mehmed Ali Demirbaş Türkiye gazetesinin din sayfası bölümünde dini sorular ve cevaplar bölümünde yazmaktadır..

9. faruk el furkan le 03/11/2006 à 19:51

Envoyer un e-mail à faruk el furkan
Kimden : ...Ve Mehdi gelecek... (Bay, 33)
Kime : Grup: Hür İslam Halk Hareketi.
Tarih : 3.11.2006 20:32 (GMT +2:00)


Konu : Ve Mehdi müstakbel eşini açıklıyor...


O iffetli bir fahişe? ? ?

Onunla üç gün üç gece düğünümüz olacak...

Tüm Türkiye halkı davetli iken sülalesinden tek kişi katılmayacak...

Onlar muradına erdiği geceden sonra fahişeler artık cin ve insan şeytanlarına değil öz kocalarına fahişelik yapacaklar...

Onun dünür olarak seçdiği hayırlı bir kimse bir belediye başkanı,ona Musatafa sarıgül deniyor...

Ve onun eşi olacak iffetli fahişe ise, porno filimleri ve pornografik resimleriyle tanındı.Adı duvara karşı filimi ile ülkesinde meşhur oldu.Ona Sibel kekilli deniyor...

Ve Mehdi düşündü taşındı kararını verdi fahişelerin kurtuluşunun onların hemcinslerinin kurtuluşuyla sağlanacağını tespit etti...Ve onunla evlenmeye karar verdi...

Ve işte büyük güne doğru adım adım gidiyoruz...İsa'nın sünneti tamamlanacak...Ve iffetli fahişe ile evlenilecek ondan bir oğlan doğacak.Ve ondan sonra halk kısırlaşacak...Emzikli kadın çocuğunu bırakacak,hamile kadın çocuğunu düşürecek...


Sadakallahül Azim...


El-Münadi...
_________________
Baki gerçekler demine Hu dost Allah eyvallah...
Gerçeğe Hu Mü'mine ya Ali ya Mehdi (sahib-i zaman)

10. Ayhan Aytaç le 21/01/2007 à 12:16

Envoyer un e-mail à Ayhan Aytaç
Kimden: Ayhan Aytaç (Bay, 34)
Kime: Grup: Hür İslam Halk Hareketi.
Tarih: 20.1.2007 12:13 (GMT +2:00)


Konu: Tanrı'dan Yuhanna'ya gelen esinleme...(Oku! ..)


0. Bölüm, Tanrı'dan Yuhanna'ya gelen esinleme
1. Bölüm
Bu kitap İsa Mesih'in esinlemesidir. Tanrı, yakın zamanda olması gereken olayları kullarına göstermesi için O'na bu esini verdi. O da gönderdiği kendi meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna'ya iletti. 2Yuhanna, gördüğü her şeye, Tanrı sözüne ve İsa Mesih'in bildirisine[a] tanıklık etmektedir. 3Bu peygamberliğin sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır.

Yedi topluluğa selam
4-6Ben Yuhanna'dan, Asya ilinde bulunan yedi topluluğa selam! Var olan, var olmuş ve var olacak olandan, O'nun tahtının önünde bulunan yedi ruhtan ve ölüler arasından ilk doğan, dünya krallarına egemen olan güvenilir tanık İsa Mesih'ten sizlere lütuf ve esenlik olsun.
Yücelik ve güç sonsuzlara dek, bizi seven, kanıyla bizi günahlarımızdan özgür kılmış olan ve bizi bir krallık haline getirip Babası Tanrı'nın hizmetinde kâhinler yapan Mesih'in olsun. Amin.
7İşte, bulutlarla geliyor!
Her göz O'nu görecek,
O'nun bedenini deşmiş olanlar bile.
O'nun için dövünecek yeryüzünün tüm halkları.
Evet, böyle olacak, amin!


İlk ve son ben'im
8Var olan, var olmuş ve var olacak olan, gücü her şeye yeten Rab Tanrı diyor ki, «Alfa ve Omega ben'im.»
9İsa'ya ait biri olarak sıkıntıda, Tanrısal egemenlikte ve sabırda ortağınız ve kardeşiniz olan ben Yuhanna, Tanrı sözü ve İsa'ya tanıklık uğruna Patmos denilen adada bulunuyordum. 10Rab'bin gününde Ruh'un beni yönetimine almasıyla arkamda borazan sesine benzer yüksek bir ses işittim. 11Ses, «Gördüğünü kitaba yaz ve yedi topluluğa, yani Efes, İzmir, Bergama, Tiyatira, Sart, Filadelfya ve Laodikya'ya gönder» dedi.
12-13Bana sesleneni görmek için arkama döndüm. Döndüğümde yedi altın kandillik ve bunların ortasında, giysileri ayağına kadar uzanan, göğsüne altın kuşak sarınmış, `insanoğluna benzer biri'ni gördüm. 14Başı ve saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri ise alev alev yanan bir ateşti sanki! 15Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Ve sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi. 16Sağ elinde yedi yıldız vardı ve ağzından dışarı iki ağızlı keskin bir kılıç uzanıyordu. Yüzü, tüm gücüyle parlayan güneş gibiydi. 17O'nu gördüğüm zaman, ayaklarının dibine ölü gibi yığıldım. O ise sağ elini üzerime koyup şöyle dedi: «Korkma! İlk ve son ben'im. 18Diri olan ben'im. Ölmüştüm, ama işte sonsuzluklar boyunca diri kalacağım. Ölümün ve ölüler diyarının anahtarları bendedir. 19Bunun için gördüklerini, şimdi olanları ve bundan sonra olacakları yaz. 20Sağ elimde gördüğün yedi yıldızın ve yedi altın kandilliğin sırrına gelince, yedi yıldız yedi topluluğun melekleri, yedi kandillik ise yedi topluluktur.

2. Bölüm
Efes'teki topluluğa
1-2«Efes'teki topluluğun meleğine yaz. Yedi yıldızı sağ elinde tutan ve yedi altın kandilliğin ortasında yürüyen şöyle diyor: `Senin yaptıklarını, çalışkanlığını, sabrını biliyorum. Kötü adamlara dayanamadığını da biliyorum. Elçi olmadıkları halde kendilerini elçi diye tanıtanları sınadın ve onları yalancı buldun. 3Evet, sabırlısın. Benim adım uğruna acılara dayandın ve yılmadın. 4Ne var ki, sana karşı bir sitemim var: başlangıçtaki sevginden uzaklaştın. 5Bunun için nereden düştüğünü hatırla! Tövbe et ve başlangıçta yaptıklarını sürdür. Eğer tövbe etmezsen, sana gelir, kandilliğini yerinden kaldırırım. 6Yine de olumlu bir yanın var: Nikolas yanlılarının yaptıklarından nefret edersin; ben de nefret ederim. 7Kulağı olan, Ruh'un topluluklara ne dediğini işitsin. Galip gelene, Tanrı'nın cennetinde bulunan yaşam ağacından yeme hakkını vereceğim.'

İzmir'deki topluluğa
8-9«İzmir'deki topluluğun meleğine yaz. Ölmüş ve yaşama dönmüş, ilk ve son olan şöyle diyor: `Senin sıkıntılarını ve yoksulluğunu biliyorum. Oysa zenginsin! Yahudi olduklarını söyleyen, ama Yahudi değil de Şeytan'ın havrası durumunda olanların iftiralarını biliyorum. 10Çekmek üzere olduğun sıkıntılardan korkma! Bak, İblis sizi sınamak için aranızdan bazılarını yakında zindana atacak ve on gün süreyle sıkıntı çekeceksiniz. Ölüm pahasına da olsa sadık kal, ben sana yaşam tacını vereceğim. 11Kulağı olan, Ruh'un topluluklara ne dediğini işitsin. Galip gelen, ikinci ölümden hiçbir zarar görmeyecek.'

Bergama'daki topluluğa
12-13«Bergama'daki topluluğun meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor: `Nerede yaşadığını biliyorum; Şeytan'ın tahtı oradadır. Yine de adıma bağlı kalıyorsun. Aranızda, Şeytan'ın yaşadığı yerde öldürülen sadık tanığım Antipa'nın günlerinde bile bana iman ettiğini inkâr etmedin. 14Ne var ki, sana karşı birkaç sitemim var. Aranızda Balam'ın öğretisine bağlı kalanlar var. Putlara sunulan kurbanların etini yemeleri ve cinsel ahlaksızlıkta bulunmaları için İsrail oğullarını ayartmayı Balak'a öğreten Balam'dı. 15Aynı şekilde sizin aranızda da Nikolas yanlılarının öğretisine bağlı kalanlar var. 16Onun için tövbe et! Yoksa senin yanına tez gelir, ağzımdaki kılıçla onlara karşı savaşırım. 17Kulağı olan, Ruh'un topluluklara ne dediğini işitsin. Galip gelene, saklı mandan vereceğim. Ayrıca, ona beyaz bir taş ve bu taşın üzerinde yazılı olan yeni bir ad, alandan başka kimsenin bilmediği bir ad vereceğim.'

Tiyatira'daki topluluğa
18-19«Tiyatira'daki topluluğun meleğine yaz. Gözleri alev alev yanan ateşe ve ayakları parlak tunca benzeyen Tanrı'nın Oğlu şöyle diyor: `Senin yaptıklarını, sevgini ve imanını, hizmetini ve sabrını biliyorum. Son yaptıklarının, ilk yaptıklarını aştığını biliyorum. 20Ne var ki, sana karşı bir sitemim var: kendini peygamber diye tanıtan İzebel adlı kadını hoşgörüyle karşılıyorsun. Bu kadın, öğretisiyle kullarımı saptırıp cinsel ahlaksızlıktabulunmaya ve putlara sunulan kurbanların etini yemeye yöneltiyor. 21Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama ahlaksızlığından tövbe etmek istemiyor. 22Bak, onu sıkıntı dolu bir yatağa atacağım; onunla zina edenleri de, onun yaptığı işlerden tövbe etmezlerse, büyük sıkıntıların içine atacağım. 23Onun çocuklarını vebayla öldüreceğim. O zaman bütün topluluklar, gönülleri ve yürekleri denetleyenin ben olduğumu bilecekler. Her birinize yaptıklarınızın karşılığını ben vereceğim.
24-25'`Ama size, yani Tiyatira'da bulunan diğerlerine, bu öğretiyi benimsememiş ve Şeytan'ın sözde derin sırlarını öğrenmemiş olanların hepsine şunu söylüyorum: ben gelinceye dek sizde olana sımsıkı sarılın. Üzerinize bundan başka bir yük koymuyorum. 26-28Ben Babamdan nasıl yetki aldımsa, galip gelene, yaptığım işleri sonuna dek sürdürene ulusların üzerinde yetki vereceğim.
Onları demir çomakla güdecek,
çömlek kaplar gibi kırıp parçalayacaktır.

Galip gelene sabah yıldızını da vereceğim. 29Kulağı olan, Ruh'un topluluklara ne dediğini işitsin.'

3. Bölüm
Sart'taki topluluğa
«Sart'taki topluluğun meleğine yaz. Tanrı'nın yedi ruhuna ve yedi yıldıza sahip olan şöyle diyor: `Senin yaptıklarını biliyorum. Yaşayan topluluk olarak ad yapmışsın, ama ölüsün. 2Uyan! Geriye kalan ve ölmek üzere olan şeyleri güçlendir. Çünkü Tanrımın önünde senin işlerinin tamamlanmamış olduğunu gördüm. 3Bu nedenle neler aldığını, neler işittiğini hatırla. Bunları yerine getir, tövbe et! Eğer uyanmazsan, ben hırsız gibi geleceğim. Sana hangi saatte geleceğimi hiç bilemeyeceksin. 4Ama Sart'ta, aranızda giysilerini lekelememiş olan birkaç kişi var ki, onlar beyazlar içinde benimle birlikte yürüyecekler. Çünkü buna layıktırlar. 5Galip gelen, böylece beyaz giysiler giyecek. Böylesinin adını yaşam kitabından hiç silmeyeceğim. Babamın ve O'nun meleklerinin önünde o kişinin adını açıkça anacağım. 6Kulağı olan, Ruh'un topluluklara ne dediğini işitsin.'

Filadelfya'daki topluluğa
7-8«Filadelfya'daki topluluğun meleğine yaz. Kutsal ve gerçek olan, Davut'un anahtarına sahip olan, açtığını kimsenin kapayamadığı, kapadığını kimsenin açamadığı Kişi şöyle diyor: `Senin yaptıklarını biliyorum. İşte senin önüne, kimsenin kapayamayacağı açık bir kapı koydum. Gücünün az olduğunu biliyorum, yine de sözüme uydun ve adımı inkâr etmedin. 9Bak, Şeytan'ın havrasından olanları, Yahudi olmadıkları halde Yahudi olduklarını ileri süren yalancıları öyle edeceğim ki, gelip senin ayaklarına kapanacak ve benim seni sevdiğimi anlayacaklar. 10Sözüme uyarak sabırla dayandığın için, yeryüzünde yaşayanları denemek üzere bütün dünyanın üzerine gelecek olan deneme saatinden seni esirgeyeceğim. 11Tez geliyorum! Tacını kimse elinden almasın diye sahip olduğuna sımsıkı sarıl. 12Galip geleni Tanrımın tapınağında bir sütun yapacağım. Böyle biri artık oradan hiç ayrılmayacak. Onun üzerine Tanrımın adını, Tanrıma ait kentin, yani gökten, Tanrı'nın yanından inen yeni Kudüs'ün adını ve benim yeni adımı yazacağım. 13Kulağı olan, Ruh'un topluluklara ne dediğini işitsin.'

Laodikya'daki topluluğa
14-15«Laodikya'daki topluluğun meleğine yaz. Amin, sadık ve gerçek tanık, Tanrı yaratılışının öz kaynağı şöyle diyor: `Senin yaptıklarını biliyorum. Ne soğuksun, ne sıcak. Keşke ya soğuk, ya da sıcak olsaydın! 16Oysa ne sıcak ne de soğuksun, ılıksın. Bu yüzden seni ağzımdan kusacağım. 17Zenginim, zenginleştim, hiçbir şeye ihtiyacım yok diyorsun ama, zavallı ve acınacak durumda, yoksul, kör ve çıplak olduğunu bilmiyorsun. 18Zengin olasın diye benden ateşle arıtılmış altın, giyinip çıplaklığının ayıbını örtesin diye beyaz giysiler, göresin diye de gözlerine sürmek üzere merhem satın almanı salık veriyorum. 19Ben sevdiklerimi azarlayıp terbiye ederim. Onun için gayrete gel ve tövbe et. 20İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Eğer biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim, ben onunla ve o da benimle, birlikte yemek yiyeceğiz. 21Ben nasıl galip gelerek Babamla birlikte Babamın tahtına oturdumsa, galip gelene de benimle birlikte tahtıma oturma hakkını vereceğim. 22Kulağı olan, Ruh'un topluluklara ne dediğini işitsin.'»


Not: Ve Mehdi bu Yuhannadan gelen Tanrı esinlemesini okuduktan sonra şöyle dedi:

'Basiretsiz öğretişlerden Basir olan Allah'a sığınırız...Basiretle öğretmek bizim en kolay mesleğimizdir...Bizler basiret ile öğretir sonra Basir olan Allah'a havale ederiz...Bulunduğumuz manayı marifet makamının başlangıç cümlesi 'En doğrusunu Allah bilir...Bizler yalnızca onun öğrettiklerini biliriz...'olur...O Rahman ve Rahim olan Allah ki,bir ayağı dünyada bir ayağı ahirettedir...Bir eli ile dünya işleri ve oluşlarıyla uğraşır,bir eliylede ahiret işleri ve oluşlarıyla uğraşır...Bir kulağıyla dünyayı işitir,bir kulağıyla ahireti işitir...Bir gözüyle dünyayı görür,bir gözüyle ahireti görür...Ve ağzından çıkan sözler hem dünyada hem de ahirette haktır mutlaktır...Ey insanoğlu öyleyse Rabbine sevimli görünmeye bakda diğerlerini unut...Masiva perdesini kaldırda Rabbinin güzel yüzünü gör...Zaman'a ve mekana bağımlı kalan onda kalır ve haşrolunur...Ve zamansız ve mekansız ruh ile Rabbine bağlanan onunla olur ve mahşer günü onun nezdinde haşrolunur...İşte sizler gerçekleri işiten kişilersiniz işte şimdi işitiyorsunuz...Ama geçmişte kördünüz sağırdınız ve dilsizdiniz...Gizliliklerin ortaya çıktığı şu fetret döneminde doğruları biliyor ve tasdik olunuyorsunuz...Hamdedin ve Rabbinize layık kul olmaya çalışın...Bekleyin zuhurumu bekleyin! ..çünki bende bekleyenlerdenim...

______________________
Baki Gerçekler Demine Hu Dost Allah Eyvallah...
Gerçeğe Hu Mü'mine Ya Ali Ya Mehdi Sahib-i zaman...
'


--------------------------------------------------------------------------------




11. mete le 02/04/2007 à 18:00

Envoyer un e-mail à mete
ALLAH indinde din islamdır tek bir cemaat vardır ALLAH ın dinini ve rasulullahın sünnetini yaşayanların cemaatidir.

alevilik şiilik kadirilik nakşibendlik adını sayamadığım vb gibi cemaatler yoktur....

cemaat anlayışı dinimizde vardır ancak ayrılık yoktur......

bu cemaatlerin ortaya çıkışı ALLAH a kullukta kendilerine özgü kulluk anlayışından doğar ....

ve bu anlayışlar kalıplaşmış öğretilerle düstur halini alır ve insanlar bu düstürların etrafında toplanırlar ve kendilerine göre din anlayışı ortaya çıkar bu alevilik nakşilik kadirilik süleymancılar gibi... dinimizde sınıf ayrımı yoktur takva ALLAH katında değer bulur onun dışında hiç bir fikir düşünce ve akım değer bulmaz aksine ALLAH ın gazabı ve azabı ile karşılanır.....


mehdi bütün insanları ALLAHIn dini ve rasulullahın sünneti etrafında toplar bunada ehli sünnet vel cemaaat denilir.... mehdinin bu yapacaklarına tüm insanlar gönülden isteyerek veya istemeyerek ALLAH ın izni ile boyun eğecekdir
Ajouter un commentaire
Vous

Votre message

Plus de smileys

champ de sécurité

 



Dernière mise à jour de cette rubrique le 06/11/2004

Créer son site web gratuit avec E-monsite.com - Signaler un contenu illicite - 142.133 ms.
Agenda Culturel - Videos Droles - Humour et Jeux - Clips musique - Faire un site web